odam evde yok

Kapalı bir pencere

II.

buradayız yerle yeraltı arasında
ev bilincinden çok uzaklarda,
tarih yazılıyor,
yanlış
en boyalısını alacak en yüksek sesli şarkıcıyı
evin içinde gizli yaşayan heyecanları
yorganından biraz kafasını kaldırınca
bülbüller gibi şarkı söyleyen kadınların
adı anılmamıştır, olabilir
çarşaflarındaki çiçekleri balkondan silkeleyip hafiflikten kurtulabilir.
herkes kendi çarşafını bir günlüğüne evdışında görünür yapsın diye
çeşit çeşit balkonlara mimaride isimler de verilmiştir.
olabilir, kalbim yerinden çıkacak gibi olduğunda,
amazonlar kalbimizi kesmeye ok atmak diyebilir
sabahları çay içmeye uyanmak için, şiirlerini gaz ocağına saklayabilir
başkası, bambaşka bir gezegende
yanlışlıkla kafasını ocağın içine sokabilir ve ölebilir.

beklenilir, sen sağa bakarken
önce sağa sonra sola ya da başka bir sırayla,
sen bu kalabalık nedir deyip kalkıp çay koyduğunda
bir ordu ama ışıklı ve kandırmasız, yalansız
hakikatli bir ağız egzersiziyle gülümseyecek
çünkü öğrenilmiş ikiliğin, dışlanmış anlamların hepsinde
omuz ağırlıkları kürek kemikleri çiçeklerin çirkin yükleri
yani sırtı bütün kadınların
güvendiğin hayat kişisi araçlı ya da araçsız,
gelmeyecek.

tarih bir yenilenmeyse, ı harfiyle
dişlerini sıkarak yine de hakiki
bazıları gülümseyecek.

o yolda, odam evde yok
bacaklarımı yaya geçidine uzatıp
  - neden uzanmadımsa.

en güzeli otlar, mekanik otlar, ellerinin içiyle seversin ve ısırmaz. dümdüz bakarsın su geçirmez. kimse hüzünlenmez. otlara da açıklama gerekmez.
neden uzanmadımsa.

SOSYAL MEDYADA PAYLAŞ